Derin bir iç çekerek kendimi yavaşça geriye doğru bıraktım ve gözlerimi tavana dikip Nereia’nın dediklerini düşünmeye başladım. Kimse buraya çağırılmadan gelmez demişti. Acaba beni özel…
Gözlerimi açtığımda kendimi karanlık ve nemli bir yerde titrerken bulmuştum. Duvarların arasından sızan ve önümdeki su birikintisinden yansıyan ışık süzmeleri etrafa masalsı bir hava katıyordu…
Orman öyle canlı, öyle renkliydi ki kendi zamanımı düşününce ne kadar değerli olduğunu anladım. Ağaçların, kuşların, çiçeklerin, böceklerin… Bu ormandaki sesler hiç duymadığım kadar melodik…